Yazılı açıklama yapan Erhürman, medeni ve uygar olmanın anlamının, sorunları kavga ederek değil konuşarak çözmeye çalışmak olduğunu belirterek, bu durumun hem toplumların kendi iç meselelerinde hem de uluslararası alanda geçerli olduğunu ifade etti.
İnsanlığın, medeni olmayan davranış biçimlerinin bedelini ağır ödediğini kaydeden Erhürman, her büyük yıkımın ardından daha medeni bir yaşam için kurallar geliştirme ve diyalog kurma yolunun seçildiğine dikkat çekti.
“Daha büyük”, “daha güçlü” olanların zaman zaman çıkarları doğrultusunda gücün belirleyici olduğu ortamlar yaratmaya çalıştığını ifade eden Erhürman, bunun kimi zaman kurallar ve diplomasi arkasına sığınılarak, kimi zaman ise çıplak güç kullanılarak yapıldığını söyledi.
Bugün sivillerin ve çocukların göz göre göre öldürüldüğü bir ortamda, kuralların ve diplomasinin rafa kaldırıldığını belirten Erhürman, kullanılan dilin de buna paralel olarak en gayri medeni hale büründüğünü ifade etti.
Tarihte bu tür dönemlerde hem “büyükler”in hem de “küçükler”in yanıldığına işaret eden Erhürman, “küçükler”in gücün tek gerçek olduğuna inanarak hareket ettiklerinde kaybettiklerini, “büyükler”in ise gücün sarhoşluğuyla sürdürülebilirliği göz ardı ederek kendi sonlarını hazırladıklarını belirtti.
Her büyük çatışmanın ardından sorunları medeni yollarla çözme arayışının yeniden güç kazandığını kaydeden Erhürman, insanlığın yüzyıllardır aynı döngü içinde olduğunu ifade etti.
Erhürman, “Kısa vadede her zaman güç, orta ve uzun vadede her zaman medeniyet kazandı” diyerek, bayram gününde dileğinin ve umudunun medeniyetin şiddete ve güce galip gelmesi olduğunu söyledi.İnsanlığın, aklın ve vicdanın devre dışı kaldığı bir ortamda kaybettiği çocuklara ağlayacağını belirten Erhürman, yaşananlara dikkat çekti.