banner31
banner6

Üstel'den Hristodulidis'in yeni yıl mesajına tepki

Başbakan Ünal Üstel, GKRY Lideri Nikos Hristodulidis’in yılbaşı mesajının Kıbrıs’taki gerçekleri yok sayan, geçmişte defalarca başarısız olmuş tek taraflı bir anlayışın devamı olduğunu vurguladı.

02 Ocak 2026 Cuma 12:48
33 Okunma
Üstel'den Hristodulidis'in yeni yıl mesajına tepki

Başbakan Ünal Üstel, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi Başkanı Nikos Hristodulidis’in 2026 yılına ilişkin yılbaşı mesajına sert tepki göstererek, açıklamanın Kıbrıs’taki siyasi ve fiili gerçekleri yok saydığını belirtti.

“Güney Kıbrıs Rum Yönetimi Başkanı Nikos Hristodulidis’in 2026 yılı Yeni Yıl mesajı, Kıbrıs’taki mevcut gerçekleri görmezden gelen, tek taraflı ve geçmişte defalarca başarısız olmuş bir siyasi anlayışın sürdürüldüğünü açıkça ortaya koymaktadır.

Hristodulidis’in, 1960 yılında kurulan ve Kıbrıs Türk halkının eşit kurucu ortağı olduğu Kıbrıs Cumhuriyeti’ni yeniden yapılandırma ve modernleştirme söylemiyle ele alması; Rum tarafının, eşit ortağını silah zoruyla yönetimden dışladığı ve Kıbrıs Anlaşmaları ile Anayasa’yı tek yanlı biçimde ihlal ettiği siyasetin halen devam ettiğinin açık bir itirafıdır. Uluslararası hukuka aykırı şekilde gasp edilen ve yalnızca Rumlara aitmiş gibi sunulan bir yapının reform söylemleriyle sürdürülmeye çalışılması, Kıbrıs sorununu çözümsüzlüğe mahkum eden temel zihniyettir.

Rum Yönetimi Başkanı’nın vatanın kurtarılması ve yeniden birleştirilmesi yönündeki çağrıları; Kıbrıs Türk halkının siyasi eşitliğini reddeden, güvenlik ve garantörlük sistemini ortadan kaldırmayı hedefleyen, geçmişte defalarca başarısız olmuş çözüm modellerinin yeniden dayatılmasından ibarettir. Kıbrıs Türk tarafı, Crans Montana’da çöken müzakere süreciyle birlikte federal çözüm modelinin, Rum tarafının uzlaşmaz tutumu nedeniyle artık geçerliliğini yitirdiğini defalarca net şekilde ortaya koymuştur.

Kıbrıs’ta tek gerçekçi ve sürdürülebilir çözüm; egemen eşitlik temelinde, yan yana var olan iki ayrı devletin iş birliğine dayalı bir modeldir. Kıbrıs Türk halkının iradesi, kendi kendini yönetme hakkı ve egemenliği hiçbir şekilde tartışma konusu yapılamaz. Müzakerelerin yeniden başlayabilmesi için ön koşul; Kıbrıs Türk tarafının egemen eşitliğinin ve eşit uluslararası statüsünün açık biçimde kabul edilmesidir.

Rum Yönetimi Başkanı’nın, Avrupa Komisyonu Başkanı tarafından Kıbrıs Özel Temsilcisi atanmasından duyduğu memnuniyeti dile getirmesi ve AB–Türkiye ilişkilerini Kıbrıs sorunuyla ilişkilendirme çabaları, kabul edilemez bir yaklaşımı yansıtmaktadır. Kıbrıs Türk tarafı açısından Avrupa Birliği, Kıbrıs sorununda tarafsızlığını yitirmiş; Kıbrıs Türk halkına uygulanan haksız izolasyonların sürdürülmesinde rol oynayan bir aktör konumundadır. Bu nedenle KKTC, söz konusu temsilcinin tarafsız ve adil bir tutum sergilemediği sürece bu girişimi tanımadığını ve desteklemediğini daha önce açık şekilde ilan etmiştir.

Kıbrıs Türk halkı, 2026 yılına kendi egemen devleti olan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde ve Anavatan Türkiye Cumhuriyeti’nin güçlü ve etkin garantörlüğü altında girmektedir. Bölgesel güvenlik ve istikrarın yolu; Rum tarafının tek yanlı adımlarından değil, Kıbrıs Türk halkının meşru haklarının tanınmasından ve iki devletin karşılıklı saygı ve iş birliği içinde yaşamasından geçmektedir.

Bu çerçevede Gaspçı Rum Yönetimi’ni; adadaki fiili ve siyasi gerçekleri esas almaya, iki ayrı egemen devletin varlığını kabul etmeye ve yapıcı bir anlayışla Doğu Akdeniz’in huzur, refah ve istikrarına katkı koymaya davet ediyorum.

Kıbrıs sorununun bugün geldiği nokta ve taraflar arasındaki derin ayrışma, GKRY’nin söylemleri ile gerçek müzakere zemini arasında ciddi bir kopukluk bulunduğunu açıkça göstermektedir. Bu bağlamda Kıbrıs Türk tarafı olarak şu hususları bir kez daha vurgulamak isterim:

  • Uluslararası toplum ve AB Konseyi Başkanlığı çerçevesinde geliştirilecek hiçbir girişimde, Kıbrıs Türk halkının eşit hak ve çıkarları yok sayılamaz. Her türlü uluslararası inisiyatif, yalnızca GKRY’nin pozisyonunu güçlendirmeye değil, iki halk arasında eşitlik temelinde bir çözüm zemini oluşturmaya hizmet etmelidir.

  • Rum tarafının geçmişte sergilediği uzlaşmaz tutum bugün de aynen devam etmektedir. GKRY, 2025 yılı boyunca yürüttüğü diplomasiyle Kıbrıs Türk tarafının eşit statüsünü ve garantörlük haklarını yok saymayı sürdürmüştür. Kıbrıs Türk halkının varlığını müzakere dışında bırakmak, sahadaki gerçekleri değiştirmeyecektir.

  • GKRY’nin askeri ve diplomatik ittifaklar yoluyla güçlendirdiği dış ilişkiler, adada barışa değil gerilime hizmet etmektedir. Savunma alanında yapılan bu tek yanlı girişimler, bölgesel dengeyi zedelemekte ve çözüm umutlarını zayıflatmaktadır.

  • Kıbrıs Türk halkının eşit hakları, güvenliği ve güvenceleri müzakere masasında vazgeçilmez önceliklerdir. KKTC olarak biz; mülkiyet, güvenlik, garantiler ve eşit uluslararası statü konularında adil ve sürdürülebilir çözümleri açık ve kararlı biçimde savunmaya devam edeceğiz.

Yeni yılın; karşılıklı saygıya dayalı diyalogların güçlendiği, somut ve gerçekçi siyasi adımların atıldığı, iki halk arasında güvene dayalı bir geleceğin inşa edildiği bir yıl olmasını temenni ediyorum. Bu vesileyle, her iki halkın da huzur, refah ve istikrar içinde yaşayacağı bir 2026 yılı diliyorum.”

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
banner14