banner31
banner6

Kuzey Kıbrıs’ta 2025’in Ekopolitik Tablosu ve 2026’ya Girerken Beklentiler

04 Ocak 2026 Pazar 10:29
46 Okunma
Kuzey Kıbrıs’ta 2025’in Ekopolitik Tablosu ve 2026’ya Girerken Beklentiler

Değerli Okurlar;

2025 yılı, Kuzey Kıbrıs açısından yalnızca ekonomik dalgalanmaların değil, kamu yönetimi ve yönetişim kapasitesindeki zayıflıkların da daha açık biçimde görünür hale geldiği bir yıl olarak geride kalmaktadır. Yıl boyunca yaşanan sorunlar tek tek ele alındığında maliyet artışları, gelir daralması ya da sektörel sıkıntılar gibi okunabilir. Ancak bütüncül bir değerlendirme yapıldığında ortaya çıkan tablo, daha derin ve yapısal bir ekopolitik soruna işaret etmektedir. Bugün yaşananların kaynağı, ekonominin kendi iç dinamiklerinden çok, kamusal planlama ve yönetim eksiklikleridir.

2025 boyunca Kuzey Kıbrıs’ta ekonomik hayat öngörülebilirlikten uzak bir zeminde ilerlemiştir. Üretim, hizmet ve ticaret alanlarında faaliyet gösteren kesimler için belirsizlik geçici bir durum olmaktan çıkmış, kalıcı bir hal almıştır. Kısa vadeli kararlar, uzun vadeli yapısal sorunları örtmeye yetmemiştir. Bu durum piyasanın kendi kendine denge kuramamasından değil, devletin düzenleyici ve yönlendirici rolünü yeterince yerine getirememesinden kaynaklanmaktadır. Ekonomi, bu nedenle yalnızca rakamlar üzerinden değil, yönetim kapasitesi üzerinden okunmalıdır.

Ekopolitik açıdan 2025’in en belirgin özelliği, ülkesel fizik planlama, imar düzenlemeleri ve nüfus politikalarının birbirinden kopuk biçimde ele alınmasının yarattığı tahribattır. Nüfusun nerede yoğunlaştığı, hangi bölgelerin hangi ekonomik faaliyetleri kaldırabileceği ve kamusal altyapının bu büyümeyi ne ölçüde taşıyabileceği sorularına sağlıklı yanıtlar üretilememiştir. Bunun sonucu olarak konut alanları, ticari alanlar ve hizmet bölgeleri arasındaki sınırlar giderek belirsizleşmiş; ekonomik faaliyet mekansal olarak denetimsiz bir yapıya sürüklenmiştir.

Bu plansızlık, 2025 yılı boyunca kayıt dışı faaliyetleri besleyen temel zeminlerden biri haline gelmiştir. Denetim mekanizmalarının yetersizliği, yasal yükümlülüklerini yerine getirenlerle getirmeyenler arasındaki farkı daha da derinleştirmiştir. Bu durum yalnızca ekonomik adaletsizlik yaratmamış, aynı zamanda kamusal güven duygusunu da zayıflatmıştır. Ekonomi ile siyaset arasındaki bağ tam da bu noktada görünür hale gelmektedir: Yönetememe hali, doğrudan ekonomik maliyet üretmektedir.

2025 yılı aynı zamanda maliyet ile gelir arasındaki dengesizliğin keskinleştiği bir yıl olmuştur. Dövize bağımlı girdilerle çalışan, ancak gelirini yerel para birimi üzerinden elde eden kesimler için bu yapı sürdürülemez hale gelmiştir. Hizmet ve üretim alanlarında faaliyet gösteren işletmeler, kazançlarından çok taşıdıkları yüklerle tanımlanır duruma gelmiştir. Sosyal güvenlik primleri, belediyelerin aldığı harç ve izin ücretleri, stopajlar, vergiler ve artan enerji maliyetleri ekonomik faaliyeti destekleyen değil, baskılayan unsurlar olarak hissedilmiştir.

Ortaya çıkan bu tablo, 2025’in Kuzey Kıbrıs açısından bir “geçiş yılı” değil, açık bir “uyarı yılı” olduğunu göstermektedir. Sorunlar ötelenmiş, ancak çözülmemiştir. Yapısal düzenlemeler yapılmadan geçirilen her yıl, ekonomik ve toplumsal maliyeti daha da büyütmektedir. Bu nedenle 2026’ya girerken beklenti yalnızca ekonomik rahatlama değil, yönetişim anlayışında nitelikli bir değişimdir.

2026’ya dair temel beklenti, ekonomi politikalarının dar teknik önlemler olmaktan çıkarılıp ekopolitik bir çerçevede ele alınmasıdır. Ülkesel fizik planlama, imar düzenlemeleri ve nüfus politikaları birlikte düşünülmeden ekonomik istikrar sağlanamaz. Kamu otoritesinin rolü piyasayı izlemek değil; adil, öngörülebilir ve sürdürülebilir bir düzen kurmaktır. Bu çerçeve oluşturulmadığı sürece ekonomik aktörlerden fedakarlık beklemek gerçekçi değildir.

2026’da Kuzey Kıbrıs için asıl ihtiyaç yeni vaatler değil, uygulanabilir planlardır. Kimliği olan kentler, tanımlı ekonomik bölgeler, denetlenebilir faaliyet alanları ve şeffaf kurallar ekonomik güvenin yeniden inşası için zorunludur. Ekopolitik bakış, ekonomiyi yalnızca büyüme rakamları üzerinden değil; toplumsal denge, kamusal adalet ve yönetişim kapasitesi üzerinden değerlendirmeyi gerektirir.

Sonuç olarak 2025’in bilançosu şunu açık biçimde göstermiştir; Kuzey Kıbrıs’ta ekonomik sorunlar, siyasal tercihlerden ve yönetişim eksikliklerinden bağımsız değildir. 2026, bu gerçeği kabul edip etmeme yılı olacaktır. Kabul edilirse planlama, denetim ve kamusal sorumluluk yeniden inşa edilebilir. Aksi halde ekonomik sorunlar yalnızca biçim değiştirerek devam edecektir. Ekopolitik gerçeklik artık ertelenemeyecek kadar açıktır.

  Mahmut Kanber                                                                                                    Siyaset Bilimci  Yazar                                                  [email protected]

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
banner14